
Her gerçek Müslümanın bilmesi gereken şeyler; ebedî hayat, hesap ve mükâfat, insanların Allah Teâlâ katındaki konumları ile ilgili hususlardır.
Kıyamet günü ebedi hayatta olacak en önemli şeylerden biri, o günün en büyük dehşetlerinden biri olan ve insanın kendisini hazırlaması gereken şeylerden biri de defterlerin dağıtılmasıdır.
Vakit kaybedilip pişmanlık fayda vermeyecek duruma gelmeden, defterlerin dağıtımı için hazırlık yapmak gerekir.
وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ
«(Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.»
Kur’an-ı Kerim, Bakara, 2:197.
Bu tomarlarda, bu amel defterlerinde her şey yazılı olacak, yani sözlerden, niyetlerden, davranışlardan hiçbir şey eksiltilmeyecek, hiçbir şey çıkarılmayacak. Hatta bir insanın acıdan inlemesi bile bu kitaba kaydedilecektir.
Bütün amelleri oraya yazılacak ve her kişi Allah’ın huzuruna çıktığında bütün amellerinin yazılı olduğu bir defter kendisine verilecektir.
İnsan yaşadığı sürece amel defteri onunla beraberdir. Defterler açıktır ve melekler onlara yazmaktadır. Melekler insanın yaptığı her şeyi kaydederler.
İnsan öldüğünde melekler bu tomarları dürer, defteri kapatır ve o insanın amelleri boynuna yüklenir ve bu durum kıyamet gününe kadar devam eder.
İnsanlar kıyamet günü diriltildiklerinde bu defter açılıp insana gösterilecek ve insan yaptığı her şeyi defterinde görecektir. Dünya hayatında kendisi için hazırladığı her şey gerçeğe dönüşecektir.
Allah, kıyamet günü ve orada yaşanacak olaylar hakkında şöyle buyuruyor:
وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا
اقْرَأْ كِتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
« Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.»
Kur’an-ı Kerim, İsrâ, 17:13-14.
Hasan el-Basri şöyle dedi: “Seni kendine muhasebeci yapan Rabbin sana ne kadar adil! Sen kendin amellerini sayacaksın ve onların yazıldığını göreceksin.»
Bu defteri, okuma yazma bilmesine bakılmaksızın herkes okuyacaktır. Kıyamet günü, kullar Allah’ın huzurunda duracakları zaman, defterler dağıtılacak ve herkesin eline bir defter verilecek ve tüm amellerinin onda yazılı olduğu görülecektir. Allah Kuran’da bundan bahsediyor:
هَذَا كِتَابُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِالْحَقِّ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
«İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.».
Kur’an-ı Kerim, Câsiye, 45:29.
Bazı insanlar korkmaya değmeyen şeylerden mantıksız bir şekilde korkarlar. Gizli servislerden, devletten, evrensel gözetimden korkuyorlar; her sözlerinin kaydedildiğine, dinlendiğine, bilgilerin kişisel dosyalara işlendiğine inanıyorlar. Ancak bu gibi insanlar Allah’tan korkmazlar ve Allah’ın, kişinin bütün hareketlerini ve sözlerini şahsi dosyasında kaydettiğinden endişe etmezler.
Bu zor günde insanlar iki gruba ayrılacak.
Birinci grup, amel defterlerini sağ ellerinden ve önlerinden alacak olan kimselerdir. Bu insanlar hayal edilemeyecek bir sevinçle coşacaklar, büyük bir coşku olacak, büyük bir mutluluk olacak. Sağ elden ve önden defter almak, kişinin bu çetin imtihandan geçtiğine, başarıya ulaştığına işarettir.
İkinci grup ise, kitaplarının kendilerine arkalarından, sol ellerinden verildiği kimselerdir. Bu bir utanç olacak, bir hayal kırıklığı olacak, bir dehşet olacak, ebedi bir başarısızlık olacak. Allah buyurur ki:
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَى مِنكُمْ خَافِيَةٌ
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ
إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْ
فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا أَسْلَفْتُمْ فِي الْأَيَّامِ الْخَالِيَةِ
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيَهْ
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَ
مَا أَغْنَى عَنِّي مَالِيَهْ
هَلَكَ عَنِّي سُلْطَانِيَهْ
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
ثُمَّ الْجَحِيمَ صَلُّوهُ
ثُمَّ فِي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُ
إِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ
وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
« O gün (hesap için Allah’a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz. İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum. Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. Yüksek bir cennettedir. Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için. Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.” Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. Saltanatım da yok olup gitti. (Allah, şöyle der:) “Onu yakalayıp bağlayın. Sonra onu cehenneme atın. Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu. Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu. Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.»
Kur’an-ı Kerim, Hâkka, 69:18-34.
Bu dünyada her gün insanlar Allah’a giderler. Her gün bize fayda sağlayabilecek veya zarar verebilecek şeyler yaparız. Hesap günü, yaptıklarımızın hesabı bize tam olarak verilecektir ve Allah bunu bize bildirmektedir:
يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقِيهِ
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
وَيَنقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ
فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًا
وَيَصْلَى سَعِيرًا
إِنَّهُ كَانَ فِي أَهْلِهِ مَسْرُورًا
إِنَّهُ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
بَلَى إِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهِ بَصِيرًا
«Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın. Kime kitabı sağından verilirse, Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek, Sevinçli olarak ailesine dönecektir. Fakat kime kitabı arkasından verilirse, “Helâk!” diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir. Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi. Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı. Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.»
Kur’an-ı Kerim, İnşikak, 84:6-15.
Kendisine sadece soldan değil, arkadan da kitap verilen kimseyi büyük bir azap beklemektedir. Bu adamın kolu bükülecek, sonra bu kitap arkadan sol eline verilecek. Böylece o, Cenab-ı Hakk’ın şereflendirdiği mü’minden farklı olacaktır.
Allah, mü’mini bu dünyada ona iman ve salih amel vererek şereflendirmiştir ve ahirette de mü’mine kitabını verdiği zamanki büyük sevinçle onu şereflendirecektir.
Müminler, Allah’ın kendilerine rahmetini ve salih amellerini ihsan etmesini dilerler ki, son imtihan günü, Yüce Allah’ın huzuruna çıktıklarında, kitapları kendilerine sağ taraftan verilsin.
Herkesin bu güne özel çaba sarf etmesi ve hayırlı işler yapması gerekmektedir. Salih amelleri ertelememek gerekir, aksi takdirde sonuçları trajik olabilir.