
Allah Teala insanlara eksiksiz bir din indirmiştir.
Ve O, müminlere, apaçık, temiz bir şeriat ve temiz bir tevhid getiren kulu ve elçisi Hz. Muhammed’i (ﷺ) göndermiştir.
Allah, Hz. Muhammed’i (ﷺ) ve onun zikrini yüceltmiştir.
Allah Teâlâ, söz ve davranışlarıyla Hz. Muhammed (ﷺ)’in yolunu izleyenleri sever.
Allah’a olan sevginin bir göstergesi de, O’nun Resulüne (sallallahu aleyhi ve sellem) uymaktır.
Hz. Muhammed (ﷺ)’e olan sevginin göstergesi de, ona teslim olmak ve onun yoluna uymaktır.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ
« De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun…».
Kur’an-ı Kerim, Âli İmrân, 3:31.
Bu sözlerin anlamı şudur: Kişi Resulullah’a (ﷺ) uyduğunda, Allah da o kulunu sever ve günahlarını bağışlar. Zira Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir..
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e olan gerçek sevgi, sadece yüksek sesle söylenen sözlerden ibaret değildir. Peygamber (ﷺ)’e karşı gerçek sevgi, şehadetin ikinci kısmının, “Muhammed Allah’ın elçisidir” (Muhammedü’l-Resûlullah) ifadesinin mânâsını yerine getirmek, yani Hz. Muhammed (ﷺ)’in getirdiği her şeye inanmak, emrettiği her şeyi yapmak, yasakladığı her şeyi terk etmek ve Allah’a yalnızca O’nun koyduğu şekilde ibadet etmektir.
Eğer Peygamber (ﷺ)’in doğum gününü kutlamak hususunda iki kişi arasında ihtilaf çıkar ve biri bunun sevap olduğunu söylerken, diğeri böyle bir kutlamanın dinen haram olduğunu iddia ederse, ikinci kişi haklı olur.
İkinci kişinin tarafında Kur’an ve Sünnet vardır.
Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamayan ve Müslüman kardeşlerini bundan sakındıran bir kimse, sahabenin söz ve davranışlarıyla desteklenmektedir.
Allah Kuran’da bütün kullarına emretmiştir:
اتَّبِعُوا مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاءَ
«Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın.»
Kur’an-ı Kerim, Araf, 7:3.
Yani Allah ﷻ yalnızca kendisinden indirilene, yani Kur’an’a ve sünnete uyulmasını emretmektedir. Allah’ın kitabında ve Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) sünnetinde ise Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) doğum gününe dair bir bilgi bulunmamaktadır.
Ne Hz. Peygamber (ﷺ) ne de insanların en değerlileri olan ashabı doğum günü kutlamazlardı. Şeriatın esaslarını, Kur’an’ı ve Sünneti herkesten daha iyi biliyorlardı. Onlar, hiç kimsenin yapmadığı gibi Peygamber Efendimizi (ﷺ) takip etmiş, öncülük etmiş, hayat rehberi olarak Kur’an ve Sünneti esas almışlardır.
Peygamber (ﷺ) doğum gününü kutlamadığı gibi, ne ashabı, ne tabileri, ne de Müslüman toplumun ilk nesilleri doğum gününü kutlamamışlardır.
Allah, Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) Kur’an’ın yanı sıra sünneti de vahyetmiştir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetinde ashabına şu şekilde hitap etmiştir::
خَيْرُكُمْ قَرْنِى ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ
«Sizin hayırlılarınız, benim zamanımda yaşayanlarınızdır. Sonra zamanımda yaşayanlara yakın olanlar, sonra da onlara yakın olanlardır.”
Buhari tarafınan rivayet edilmiştir (2651).
Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in bahsettiği bu üç nesil, Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in hiçbir doğum gününü kutlamamışlardır.
İslam’ın en güzel yıllarında, yani ilk asırlarında, «el-Mevlid» adı verilen bu yenilik, Müslümanlar arasında bilinmiyordu.
Eğer Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamakta bir hayır olsaydı, onu ilk kutlayanlar sahabe ve ashabı olurdu. Bu günü kutlamayanlar ise, Müslüman toplumunun en güzel temsilcileri olan sahabeyi örnek almış oluyorlar.
Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in ashabının ileri gelenlerinden Huzeyfe bin Yemân şöyle demiştir:
كل عبادة لم يتعبد بها أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم فلا تتعبدوا بها
« Resulullah (ﷺ)’in ashabının yapmadığı bir ibadeti siz de yapmayın!»
Hadisi Ebû Şâme el-Bais’te (21), eş-Şâtibî el-İ’tisam’da (2/132), el-Lelaka’i Şerh usûl-i’tikad’da (1/90) ve Ebû Nuaym Hilyetü’l-Evliya’da (1/280) rivayet etmiştir.
Bu, Allah’a ancak sahabenin yaklaştığı şekilde yaklaşılması gerektiği anlamına gelir, sahabeler sonrakilere söz bırakmamışlardır, bu nedenle söyleyecek başka sözümüz yoktur, onlar söylenmesi gereken her şeyi söylemişlerdir.
Peygamber (ﷺ)’in doğum gününü kutlamamışken, ne Hz. Peygamber (ﷺ) ne de ashabı ve bu ümmetin Ebu Hanife, Malik, eş-Şafi, Ahmed gibi imamları kutlamamışken, insan nasıl Hz. Peygamber (ﷺ)’in doğum gününü kutlayabilir? Ve Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutlamayan kimse de bu hususta onlara uymuş olur.
Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutlayanlar ise, Allah’ın, Peygamber’in, dinin ve sahabe düşmanları gibidirler. Bunlar Rafıziler ve İbadiler (Şiiler ve Hariciler) gibidirler.
Rafıziler, Ebu Bekir, Ömer İbnu’l-Hattab, Osman ve diğer Peygamber Efendimizin (ﷺ) sahabelerini kâfir sayarlar. Rafıziler, müminlerin annesi Hz. Aişe’yi (r.a.) zina ile suçlarlar.
Tarihçiler, Hz. Peygamber’in (ﷺ) doğum gününü ilk kutlayanların, Rafıziler, Hariciler ve Bâtınîlerden oluşan Fatımi hükümdarları (Ubeydîler) olduğunu belirtirler.
Bâtınîler inançlarını yaşayan ve bu inançlarını gizleyen kimselerdir. Şafii âlimlerinden Ezhebi şöyle diyor: “Ubeydîler, bütün İslam dinini altüst ettiler. Birincisi, Rafiziliklerini ortaya koydular ve aynı zamanda İsmaili olduklarını gizlediler.” İsmaililer inançsız gruplar olarak kabul edilirler.
İslam alimleri, Ubeydilerin Allah’ın şeriatına aykırı oldukları için mürted, kâfir ve dinsiz oldukları konusunda ittifak halindedirler.
Mısır topraklarının müftüsü olarak anılan alim Muhammed Bahıt el-Huceylî, Hz. Peygamber’in (ﷺ) doğum gününü ilk kutlayanların, Mısır’ın Kahire kentindeki sözde Fatımi halifeleri olduğunu söylüyor.
Bunlardan ilki olan Melik Muzaffer, Hicri 361 yılında Mısır’a geldi. Bu kişi 6 doğum günü getirmiştir. Birincisi Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) doğum günüdür. İkincisi, müminlerin emiri Ali bin Ebu Talib’in doğum günüdür. Üçüncüsü, Peygamber Efendimizin (ﷺ) kızı Fatıma’nın doğum günüdür. Dördüncüsü, Peygamber Efendimizin (ﷺ) torunu Hasan’ın doğum günüdür. Beşincisi, Peygamber Efendimizin (ﷺ) bir diğer torunu olan Hüseyin’in doğum günüdür, altıncısı ise halifenin doğum günüdür.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü veya başka bir doğum gününü kutlayan kimse, Rafızi, Batıni, Ubeyde ve Haricilerin, yani bu bid’ati ilk ortaya atanların tabisi olur.
Böyle bir kimse, Peygamber Efendimiz (ﷺ) ve onun ashabı, salih imamlar – Ebu Hanife, Malik, eş-Şafii, Ahmed ve diğerleri – gibi olmak istemez.
Ayrıca Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlayan bir kimse, Hz. İsa (a.s.)’ın doğumunu kutlayan Hıristiyanlar gibidir.
Ayrıca bu sapık gruplar, Hz. Peygamber’in (ﷺ) ruhunun gökten yere indiğine ve bu bayramın kutlanması sırasında orada bulunduğuna inanmaktadırlar.
Bu tür kutlamalarda çoğu zaman kabul edilemez bir şey ortaya çıkar: şirk. Kutlama sırasında müminler, yalnızca Allah’a olması gereken isteklerle Hz. Peygamber’e (ﷺ) yönelirler. Mesela: «Bizi kurtar ve bize yardım et» derler.
Sapık fırkalara mensup olanlar ise başka bid’atlar ve hatalar getirdiler.
Ancak ebedî hayatı hedefleyen ve sünneti takip eden hakiki bir Müslüman, asla Ubeydîleri taklit etmeyecek ve onları selefleri olarak tanımayacaktır.
Bugün pek çok insan: “Biz dört imamın – Ebu Hanife, Malik, eş-Şafi ve Ahmed İbn Hanbel’in takipçileriyiz” diyor, ama aynı zamanda Ebu Hanife, Malik, eş-Şafi ve Ahmed İbn Hanbel’in sözlerini bir kenara iterek, bu imamların düşmanlarını izleyerek, Peygamber Efendimiz’in ﷺ doğum günü olan “Mevlid”i kutluyorlar.
Hicri 4. yüzyılın sonlarında Şii’ler Hz. Muhammed’in (ﷺ) doğum gününü kutlamaya başladılar. Ancak İslam dininde bid’atlere karşı tavır muğlaktır.
İslam’ın dinde bid’atler hakkında söylediği ilk şey, bunların hepsinin şer, aldanış ve sapkınlık olduğudur. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
«Her bid’at bir sapıklıktır, her sapkınlık da bir aldanıştır.»
Muslim (867-868), Ebu Davud (1097), Tirmizi (1105).
İslam’ın bid’atler hakkında söylediği ikinci şey ise, bu bid’atlerin hepsinin Allah tarafından reddedildiği ve kabul edilmediğidir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
مَنْ أَحْدَثَ فِى أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ
«Sonradan ortaya çıkarılan her yenilik bid’attir ve her bid’at sapıklıktır».
Müslim (1718).
Dinin bid’atler hakkında söylediği üçüncü şey, hepsinin ateşte olduğudur. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) her cuma hutbesinin başında şöyle derdi:
«Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bidat, her bidat sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.»
Müslim (867-868), Ebu Davud (1097), Tirmizi (1105).
Bazıları Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamanın güzel bir bid’at olduğunu söyler. Fakat İslam’da iyi dinî bid’at yoktur. Çünkü Peygamber (ﷺ) şöyle buyurmuştur: «Her bid’at dalâlettir.»
Peygamber (ﷺ)’in getirmediği her şey bid’attir, dalalettir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle buyurmuştur.
Süfyan es-Sevri:
« Bid’atler, İblis’e günahlardan dahahoş gelir. Çünkü günahtan tevbe edilir, ama bid’atten tevbe edilemez!» dedi.
Hadisi el-Leleykay, Şerh-i Usul-i İtikad’da rivayet etmiştir. (238).
İnananlar aldanmasınlar ama bazen bazı kimseler farkında olmadan dinlerine ve ebedî hayatlarına zarar vermektedirler.
Savunmalarında ise şöyle diyorlar: “Fakat Müslümanların çoğunluğu bizimledir. Müslümanların çoğunluğu Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutluyor.”
Böyleleri için tek bir doğru cevap vardır: “Allah ve Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) çoğunluğu delil kılmamıştır. Bir şeye çok sayıda insanın katılması, onun doğru olduğu anlamına gelmez.
Doğruluğun ölçüsü Allah’ın kelamı, Resulullah’ın (ﷺ) kelamı ve sahabenin kelamıdır.Аллах (пречист Он и возвышен) в Коране, раскрывает глаза на то, что значит большинство, что значит множество. Он (пречист Он и возвышен) сказал:
وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِي الْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ اللَّهِ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
« Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.»
Kur’an-ı Kerim, En`âm, 6:116.
Peygamber (ﷺ) Müslüman ümmetinin 73 fırkaya ayrılacağını, 72 fırkanın ise ateşte olacağını bildirdi. Çoğunluk ateştedir ve sadece bir grup, Peygamber (ﷺ)’in üzerinde olduğu yola tutunmaktadır.
Müslümanların çoğu Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutlar. Fakat Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamanın caiz olmadığını söyleyenler, en yüksek ve en sağlam desteğe sahiptirler. Bunun en büyük delili ise, kitabında bid’atleri yasaklayan, insanlara Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamayı emretmeyen ve bunu teşvik etmeyen Allah’ın sözleridir. Yanlarında Allah Resulü’nün (ﷺ) şu sözleri vardır: “…her sapıklık ateştedir!” Onlarla birlikte bu ümmetin sahabeleri ve Ebu Hanife, Malik, eş-Şafi ve Ahmed İbn Hanbel gibi salih imamları da bulunur. Onların yanında Müslüman toplumun ilk nesillerinin tüm imamları ve alimleri var.
Şüphesiz Allah ve O’nun salih kulları kimin yanında ise, işte o, dosdoğru yol üzerindedir.
Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) doğum gününü kutlayanlar da savunmalarında şöyle derler: «Ne yapalım? Babalarımız bunu yapmış, biz de onları izliyoruz.»
Fakat babalara uymak Allah katında mazeret olamaz. Kuran’da Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
«Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.»
Kur’an-ı Kerim, Şûra, 42:10.
Yani herhangi bir ihtilaf halinde sadece Kur’an’a ve Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) sünnetine başvurulması gerekir.
Peygamber (ﷺ)’e olan sevgi de onun doğum gününü kutlamayı meşru kılamaz. Sahabe ve onlardan önceki imamlar, Peygamber Efendimizi (ﷺ) günümüzde kimsenin sevmediği kadar seviyorlardı. Yine de sahabeden ve onlardan önceki imamlardan hiçbiri Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) doğum gününü kutlamamıştır.
Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü coşkuyla kutlayanlara şöyle diyebiliriz: «Ruhunuzda iyilik yapma, Allah yolunda çalışma ve salih amellerle O’na yaklaşma arzusu varsa bu harika bir şey. Ancak riske girip Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutlamamak gerek. En iyisi, kendinize dürüstçe şunu itiraf edin: “Kur’an ve Sünnet’te şüpheye yer bırakmayacak birçok ibadet ve salih amel var, ama siz bunları yapmıyorsunuz.” Kur’an ve sünnette söyleneni ve emrolunan şeyi yapın. Şeriatın emrettiği ibadetleri yapma hususunda gaflet içindesiniz, tembelsiniz, zayıfsınız. Peygamber Efendimizin (ﷺ) doğum gününü kutlamaya gelince, gereksiz bir gayret gösteriyorsunuz. Ve bu da hiç akla sığmaz.»
Allah’ı gerçekten seven bir kimseye, O’nun sevgisine ulaşmanın yolunu gösterir -ki bu da imtihan ve sınavdır:
إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
«De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Kur’an-ı Kerim, Âli İmrân, 3:31.
Bir mümine, Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü neden kutlamıyorsun diye sorulursa, mümin şöyle cevap verecektir: «Biz Peygamber Efendimiz (ﷺ)’in doğum gününü kutlamıyoruz. Çünkü biz Peygamber Efendimiz (ﷺ)’e uyuyor ve onu seviyoruz, onun yapmadığını biz de yapmayoruz.» Umuyoruz ki bu vesileyle Allah’ın sevgisine mazhar oluruz ve günahlarımız bağışlanır, biz de Allah’ı severiz.»
Salih Müslümanlar, Yüce Allah’a kendilerini, O’nun sevdiği ve O’nu sevenlerin seviyesine yükseltmesi için dua ederler. Allah Teala’nın bağışladığı kullarından olmayı ve Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) sapmadan uymayı isterler.
Müminler, Allah’tan kendilerine doğruyu eğriden ayırmada yardım etmesini, böylece hakkı takip edip dalaletten uzak durmalarını dilerler.