
Müslüman toplumu (ümmeti) büyük bir günün arifesindedir. Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, muhteşem misafir olan mübarek Ramazan ayının gelişini sabırsızlıkla bekliyorlar. Bu ay, Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın insanları iyiliğe ve mağfirete çağırdığı bir ay olarak zikredilmiştir:
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
“O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır.”
Kur’an-ı Kerim, Bakara, 2:185.
Bu ay, oruç tutmanın, namaz kılmanın, gecelemenin, Kur’an okumanın, zikretmenin, tövbe etmenin, Allah’a hararetle istiğfarla yönelmenin ayıdır.
Bu ayda kişinin özellikle cömert olması gerekir, çünkü bu ay zekat verme, fakirleri doyurma ve hayır işleri yapma ayıdır.
Bu ay, kişinin büyük kazançlar elde edebileceği pek çok lütuf, merhamet ve birçok fırsat var. Bir Müslümanın Ramazan ayını Cenab-ı Hakk’a mümkün olan en güzel ibadetle geçirebilmesi için hazırlık yapması gerekir.
Salih atalarımız Ramazan’a en güzel şekilde hazırlanmaya çalıştılar. İmam ez-Zuhri de Ramazan ayı hakkında şöyle dedi: «Bu, Kur’an ayı ve doyurma ayıdır!» Yani oruçlu fakirleri doyurma ayı ve Kur’an okuma ayıdır. Bu mübarek ayda insanın kalbinin tamamen Allah’a yönelmesi, her şeyden uzaklaşması gerekir. Ramazan geldiğinde Peygamber Efendimiz (ﷺ) bunu ashabına çok güzel ve büyük bir haber olarak bildirdi ve onları tebrik ederek şöyle dedi:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُبَشِّرُ أَصْحَابَهُ : « قَدْ جَاءَكُمْ رَمَضَانُ، شَهْرٌ مُبَارَكٌ، افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ صِيَامَهُ، تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَحِيمِ، وَتُغَلُّ فِيهِ الشَّيَاطِينُ، فِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ، مَنْ حُرِمَ خَيْرَهَا فَقَدْ حُرِمَ
“Size rahmet ayı olan Ramazan ayı geldi! Allah, bu ayı oruçla geçirmenizi, oruç tutmanızı emretti. Bu ay Cennetin kapıları açılıyor, Cehennemin kapıları kapanıyor. Şeytanlar zincire vurulmuş durumda.»
Ahmad’ın «Müsned»’de rivayet ettiği hadis, 8991.
Yani, eğer size Ramazan ayı geldiyse, bu aydan yararlanmaya çalışın, çünkü bu ay “Mübarek”tir. Ondaki her şey lütuftur ve her şeyde bir lütuf vardır. Bu ayda zamanda bereket, salih amellerde bereket vardır.
Hz. peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu tebrikini düşünün. Onları tebrik ediyor ve Ramazan ayının geldiğini, bu ayı Allah’a ibadet ederek en güzel şekilde geçirmek için güç toplamaları gerektiğini söylüyor, çünkü bu ayda elde edebilecekleri o kadar çok hediye var ki!
Ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) başka bir hadiste bundan bahsediyor. Ramazanın ilk gecesi geldiğinde, yani ilk oruçlu günün arifesinde, güneşin battığı ve akşam olduğu an şeytanların zincire vurulduğunu bildiriliyor. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « إِذَا كَانَ أَوَّلُ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ صُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ، وَمَرَدَةُ الْجِنِّ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ فَلَمْ يُفْتَحْ مِنْهَا بَابٌ، وَفُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ فَلَمْ يُغْلَقْ مِنْهَا بَابٌ، وَيُنَادِي مُنَادٍ : يَا بَاغِيَ الْخَيْرِ، أَقْبِلْ، وَيَا بَاغِيَ الشَّرِّ، أَقْصِرْ، وَلِلَّهِ عُتَقَاءُ مِنَ النَّارِ، وَذَلكَ كُلُّ لَيْلَةٍ «..
«Şeytanlar zincire vurulur…»
Yani özellikle gayretli şeytanlar, özellikle çılgın ve asi olanlar zincire vurulmuştur.
“…Cehennemin kapıları tamamen kapanır ve bir tanesi bile açılmaz.”
Yani Ramazan ayı sonuna kadar hiçbiri açılmaz.
“…Cennetin kapıları açılır ve hiçbiri kapanmaz. Sonra bir (melek) şöyle seslenir: Ey hayır dileyen, ibadet ve kulluğa gel! Ey şer isteyen günahlarından vazgeç! Allah’ın bu ayda ateşten azat ettiği nice kimseler vardır ve bu Ramazan boyunca her gece böyledir.”
Tirmizi, 682.
Oruç ve dua ayı olan bu mübarek Ramazan ayında Yüce Allah’ın bizlere ne kadar çok nimet, rahmet ve hediye gönderdiğine dikkat edin.
Cennetin kapılarının açıldığı söyleniyor. Bu ne anlama gelir?
Bu bize, Allah rızası için daha samimi olarak daha fazla iyilik yapmaya çağrıdır. Ramazan ayı boyunca cennet kapılarının bizlere açık olacağı zamandır.
Ayrıca cehennemin bütün kapılarının kapandığı da söylenmektedir. Bu ne anlama geliyor?
Bu, günahlarınızdan tövbe etmeniz, günahlarınızı ve Yüce Allah’a itaatsizliklerinizi bırakmanız için bir fırsattır. Bu, Allah’ın sevdiği şeylerle O’na yönelme şansıdır.
Bu ay harekete geçmek ve aktif olmak gerekiyor. İyilik için çabalayan herkes harekete geçmelidir. Sonuçta Allahtan tüm imkanlar elinizdeyken şimdi başlamazsanız ne zaman başlayacaksınız? Bir insan Ramazan ayında tövbe etmeye başlamadıysa ne zaman Allah’a tövbe etmeye hazır hale gelir? Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ، ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ
“Ramazan’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!”
Ahmad tarafından rivayetedilmiştir, 7451.
Cenab-ı Hak bize tövbe etme ve bağışlanma fırsatı vermiş ama bazı insanlar hatalarını fark etmeden ve boş eğlencelere kapılarak eskisi gibi yaşamaya devam ediyorlar. Kalpleri Allah’a karşı gerçek saygıyla dolu olanlar nerede?
Allah’ın bizlere bahşettiği bu ayın kıymetini bilmeliyiz. O’nun pek çok nimeti vardır ve en büyüklerinden biri de Ramazan’ı görecek kadar yaşayabilmektir. Ancak ne yazık ki herkes bu ödülün ne kadar değerli olduğunun farkında değil.
Geçmişten bu yana kaç kişi bu Ramazan’ı göremedi! Ve artık tövbe edip bağışlanma şansları da yok. Bu nedenle Peygamber Efendimiz (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmaktadır:
خِيَارُكُمْ أَطْوَلُكُمْ أَعْمَارًا، وَأَحْسَنُكُمْ أَخْلَاقًا «
«Sizin en hayırlınız, ömrü uzun ve salih amel sahibi olanınızdır.»
Ahmad, 7212.
Eğer Cenab-ı Allah ömrünüzü bir yıl daha uzattıysa, size bu şansı tekrar verdiyse, o zaman O’na çok şükredin.
Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
وَيُنَادِي مُنَادٍ
“…Sonra bir (melek) şöyle seslenir.”
Her ne kadar insanlar bunu duymasa da biz öyle olduğuna inanıyoruz. Diyor ki:
يَا بَاغِيَ الْخَيْرِ، أَقْبِلْ،
“Ey hayır dileyen, ibadet ve kulluğa gel…”
Bunun için tam zamanı. Bu dönem oruç tutma, dua etme, namaz kılma ve Allah’a tevbe etme zamanıdır.
وَيَا بَاغِيَ الشَّرِّ، أَقْصِرْ
“… Ey şer isteyen günahlarından vazgeç!…”
Her türlü kötülükten uzak dur, günahlarından vazgeç ve tövbe ile Allah’a yönel. Ey kalbi diri olan adam! Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ne buyurduğunu dinle:
وَلِلَّهِ عُتَقَاءُ مِنَ النَّارِ، وَذَلكَ كُلُّ لَيْلَةٍ
“…Allah’ın bu ayda ateşten azat ettiği nice kimseler vardır ve bu Ramazan boyunca her gece böyledir.”
Size ciddi bir hastalığınız olduğu söylense ve daha sonra sağlıklı olduğunuz söylense, sevinç duyar mıydınız? Oysa bu sadece dünyevi bir hastalık!
Bir kişi idam cezasına çarptırılsa ve sonra affedilse ne hissederdi? Bu büyük bir mutluluk olurdu! Oysa hadiste cehennem’den bahsediliyor! Allah seni kendi ateşinden kurtarır. Ey Allah’ın kulu, inan bana, bu ateşe dayanamayacaksın! Cildin bu bu ateşe dayanamaz!
O halde siz de cehennem azabından kurtulmaya mahkûm olanlardan olmayı, gözlerinizde yaşlarla Allah’a hararetle dua edin. Ve bu her gece oluyor.
Peygamber Efendimiz’in (sallalahu aleyhi ve sellem) bahsettiği bu ayın avantajlarından bir diğeri:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
«Ramazan ayını imanla ve sevabını Allah’tan umarak oruç tutarak geçiren kimse bağışlanır.»
Buhari tarafından rivayet edişmiştir, 38.
Yani Cenâb-ı Hak, onun daha önce işlediği günahların hepsini affedecektir. Düşünün, eğer O’nun rızası için oruç tutarsanız, Allah’tan mağfiret alırsınız, yani O, sizi günahlarınızdan dolayı cezalandırmaz hatta Allah sizin bu günahlarınızı örtecektir.
Bir başka hadiste buyurulur:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : « مَنْ قَامَ رَمَضَانَ – إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا – غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
«Kim inanarak ve ümit ederek Ramazan ayında yatsı namazlarını kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.»
Buhari, 37.
Bu ayın faydalarından biri de oruç tutmaktır. Oruç, Yüce Allah’a özel bir ibadettir. Hz. Peygamber (sallalahu aleyhi ve sellem) Allah’ın şu sözlerini bildird:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « قَالَ اللَّهُ : كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلَّا الصِّيَامَ، فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ،
İnsanın Oruç Dışında Her Ameli Kendisi İçindir. Oruç Benim İçindir, Mükâfatını da Ben Vereceğim”
Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
وَالصِّيَامُ جُنَّة
“Oruç kalkandır.”
Yani insanı kötülüklerden ve günahlardan koruyan ve aynı zamanda insanı cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır.
Ve ayrıca Peygamber Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
وَإِذَا كَانَ يَوْمُ صَوْمِ أَحَدِكُمْ فَلَا يَرْفُثْ وَلَا يَصْخَبْ، فَإِنْ سَابَّهُ أَحَدٌ أَوْ قَاتَلَهُ فَلْيَقُلْ : إِنِّي امْرُؤٌ صَائِمٌ
“Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.”
Yani cevap vermeye gücüm yetmediğinden değil, Allah rızası için oruç tuttuğum için sana cevap vermiyorum.
Ve ayrıca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ. لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ يَفْرَحُهُمَا ؛ إِذَا أَفْطَرَ فَرِحَ، وَإِذَا لَقِيَ رَبَّهُ فَرِحَ بِصَوْمِهِ
”Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlu mü’minin iki sevinci vardır. Bir sevinci akşam orucunu açmanın sevinci, bir sevinci ise kıyamet günü Allah rızası için tuttuğu orucun sevincidir.”
Buhari tarafından rivayet edilmiştir, 1904.
Peygamber Efendimiz, sallalahu aleyhi ve sellem, başka bir hadis-i şerifte, Allah’ın oruç hariç, kişinin yaptığı her amelin sevabını on kattan, yedi yüz katına kadar artırdığını bildirmiştir.
Ve Yüce Allah buyurur ki:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ، قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ : إِلَّا الصَّوْمَ، فَإِنَّهُ لِي، وَأَنَا أَجْزِي بِهِ، يَدَعُ شَهْوَتَهُ، وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي
“Oruç yalnız benim rızam içindir ve onun mükâfatını verecek olan da benim.”
Müslim, 1151.
Sonuçta Allah Rahim’dir ve bu nedenle orucun sevabını saymadan verir.
Ve bir sahabi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle derken işittiğini bizlere bildirdi:
عَنْ أَبِي سَعِيدٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ : سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ : « مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ بَعَّدَ اللَّهُ وَجْهَهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا
«Kim samimi olarak Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Allah onu yetmiş yıl cehennem ateşinden uzaklaştırır.»
Buhari, 2840.
Allah, oruç tuttuğu her gün için insanı yetmiş yıl cehennem ateşinden uzaklaştırır. Orucu bozan veya ihmal edenlere ise ağır cezalar uygulanır. Çünkü oruç dinimizin esaslarından biridir.
Ebu Umame, bir zamanlar Peygamber Efendimiz’den (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şu sözleri duyduğunu bildiriyor: “Bir gün ben uyurken iki kişi geldi. Elimden tutup beni götürdüler. Dizlerinden sarkan insanların yanına geldik. Ağızlarının köşeleri yırtılmıştı ve içlerinden kan akıyordu.”
Peygamber aleyhisselam: «Bu insanlar kim?» diye sordu. Melekler ona, bunların iftar vaktinden önce yemeğe başlayanlar olduğunu söylediler.
Ey büyük Allahım, peygamberlerin rüyaları Yüce Allah’tan gelen vahiylerdir! Bu, oruçlu iken vaktinden önce orucunu bozan kimseler için böyle bir ceza uygulanıyorsa, hiç oruç tutmayan, Allah’a olan bu ibadeti sürekli ihmal eden insanların durumu nedir?
Bu nedenle Cenab-ı Hakk’ın yaşamamıza izin verdiği Ramazan ayına hazırlık yapmamız gerekiyor. Bu, öncelikle orucumuzu iyi tutmamız gerektiği, ikinci olarak da onu süsleyip tamamlayarak mükemmelliğe ulaştırmamız gerektiği anlamına gelir.
Bunu nasıl yapabiliriz?
Allah’ı bol bol zikrederek! Bu ayda Yüce Allah’ı daha çok anın, çünkü Peygamber’e (sallalahu aleyhi ve sellem):
عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّ رَجُلًا سَأَلَهُ فَقَالَ : أَيُّ الْجِهَادِ أَعْظَمُ أَجْرًا ؟ قَالَ : « أَكْثَرُهُمْ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ذِكْرًا «. قَالَ : فَأَيُّ الصَّائِمِينَ أَعْظَمُ أَجْرًا ؟
«Oruç tutanlar arasında en çok sevabı alan kimdir?» sorulduğunda
O şöyle cevap verdi:
قَالَ : « أَكْثَرُهُمْ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ذِكْرًا
«Bunlar Allah’ı diğerlerinden daha çok zikredenlerdir».
Ahmad tarafından rivaet edilmiştir,15614.
Ayrıca bu ayda namazlarımızada özellikle dikkat etmeliyiz.
Her şeyden önce bu, samimi olarak yapılması gereken, tam bir özveriyle, Cenab-ı Hakk sevgisiyle yapılması gereken farz namazlarla ilgilidir. Bazen namaza başladıktan hemen sonra düşünceler dağılır ve ibadet formaliteye dönüşür.
Ayrıca Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) sünnetinde belirtilen ve farz namazlardan önce ve sonra kılınan «nafile» denilen ek namazlara da dikkat etmelisiniz.
Son olarak toplu olarak kılınan teravih namazlarını da unutmamak gerekir. Onları Ramazanın son 10 gecesine ertelemeyin, ilk günden itibaren diğer müminlerle birleşerek başlayın.
Bu ay kendinize, Ramazan ayında gerçekleştirilen tüm ibadet türlerini kapsayan bir program oluşturmaya çalışın: Oruç tutmak, Allah’ı anmak (zikir), Allah’tan bağışlanma dilemek (istiğfar) ve Allah’a dua etmek. Çünkü bu ay bunun ayıdır. Bu ay Kur’an ayıdır, bu nedenle onu her gün okuduğunuzdan emin olun. Bu, ebeveynlere karşı dindar bir tutum ayıdır -ki her zaman olması gerekir, ancak bu ayda daha da özen göstermelisiniz. Oruçluyu ve fakiri doyurmayı, zekat vermeyi (sadaka) programınıza dahil edin. Yani bu ay ibadetleriniz kapsayıcı olsun.
Günahkâr bir sözle, bir davranışla veya cahilce bir davranışla orucunuzun bozulmamasına özellikle dikkat edin. Çünkü orucun amacı takvayı kazanmaktır. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı.
Kur’an-ı kerim, Bakara, 2:183.
Amaç sadece yememek, içmemek değil, İmanı kazanmak, güçlendirmek ve göstermektir.
Neden biz Allah rızası için bu nefsani arzu ve tutkulardan vazgeçiyoruz?
Manevi olarak yükselmek, kalbimizin göklere yükselmesi, yukarılara doğru koşması, arınmak ve Allah’ı anmak, O’nun melekleri gibi olmak için.
Saymış olduklarımız cahil davranışlarla nasıl bir arada olabilir?
Oruç tutar, aynı zamanda cahilce davranır, küfür eder, kötü söz söyler, bağırır, dedikodu yapar, iftira atar. Oysa hz. Peygamber efendimiz aleyhisselam şöyle buyurur:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ
«Kim (oruçluyken) günahlı konuşmayı ve günahlı amelleri terk etmezse, Allah’ın onun yeme ve içmeyi bırakmasına ihtiyacı yoktur.»
Buhari tarafından rivayet edişmiştir, 1903.
Günah işlerseniz, Cenâb-ı Hakk’ın açlık ve susuzluk yaşamanıza ihtiyacı yoktur!
Bu nedenle bu aya tam hazırlıklı girebilmeniz için Ramazan ayına önceden hazırlanmanız çok önemlidir. Bazılarının sandığının aksine Ramazan’a hazırlanmak; özel yiyecekler almak, gurme ikramların tariflerini paylaşmak, eğlenceli aktiviteler planlamak anlamına gelmiyor.
Gerçek müminler Ramazan’a kalplerini hazırlarlar. Bu ay gelir gelmez daha ilk dakikadan itibaren Cenab-ı Hakk’a yaklaşmaya ve O’na doğru koşmaya kararlıdırlar.
Ve unutmayın ki, Yaradana ibadet etmek için yaratıldınız! Fakat sabrınız olmadıkça ibadetiniz gerçek olmaz. Sabır imanın temeli gibidir.
Bildiğimiz gibi sabır üçe ayrılır:
1. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için gereken sabır.
2. Günahlardan (haramlardan) vazgeçmeye yardımcı olan sabır.
3. Karşılaştığımız sıkıntılara ve zorluklara karşı dirençli olmamızı sağlayan sabır.
Ramazan ayında tutulan oruç, sabrın üç çeşidini de içerir. Bu ayda kişi Allah’ın emirlerini yerine getirir, günahlardan ve helal sayılan şeylerden vazgeçer. Özellikle uzun yaz günlerinde susuzluğa ve açlığa katlanmak zorundadır. Bu nedenle Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi ve sellem) Ramazan’ı sabır ayı (şehr el-sabr) olarak adlandırdı. Bu gerçek bir sabır okuludur.
Bu ayda bizden sabır gerektiği için öncelikle bunu kendimiz göstermeliyiz, sonra da sevdiklerimizi, yani eşlerimizi ve çocuklarımızı sabırlı olmaya çağırmalıyız. Bu ayı ibadet ve sabırla geçirelim.
Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi ve sellem)’in sahabeleri bu ayda en küçük çocukları bile oruç tutmaya çalıştılar. Çocukların dikkatini oyunlar ve oyuncaklarla oyaladılar, onlara Ramazan ayının Allah’a ibadet ve oruçla geçirilmesi gerektiğini öğrettiler.
İşte bu nedenle oruç, büyük bir sevap vaat edilen çok önemli bir eylemdir! Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.”
Kur’an-ı Kerim, Zümer, 39:10.